• ANA SAYFA
  • HAKKIMIZDA
  • GÜNCEL
  • ONLINE İŞLEMLER
  • ŞUBELER
  • BİBEM
  • HUKUK

Sigara


Uzm. Dr. Haluk Çağlayaner
MEF Okulları
İnsanoğlu için hayat çoğu zaman kolay geçmiyor. Gençlik döneminde rol modeli alınan kişiler sigara içiyorsa, kişinin de yatkınlığı varsa sigara tiryakisi olmak işten bile değil. Hastalarımla konuşurken sigara içtiklerini öğrendiğimde ne kadar içtiklerini soruyorum. En sık aldığım cevap “bir paket” oluyor. Ben de masamın gözündeki bir paket Aspirin’i çıkarıp soruyorum:
 
-    “Günde bir paket – hatta yarım paket – içebilir miyim?”
 
-     “Hayır.”
 
Aslında, sigara içen herkes zararını az ya da çok biliyor. Hekimin yapması gereken bu bilgileri davranışa dönüştürecek kıvılcımı çakmaktan ibaret. Ben de hastanın yakınmasına göre bir yol izliyorum:
 
*
 
Sorun bir solunum yolu enfeksiyonu ise çizerek kısaca solunum fizyolojisinden söz ediyorum: Solunum yolu iki akciğere dağılan ana bronşların dallanarak alveolde sonlanmasından meydana geliyor. Alveol adın verdiğimiz keseciklerde havanın oksijeni kana, kanın karbon dioksiti ise havaya geçiyor.
 
Solunum yolu boyunca ortamı aşağıdan yukarıya süpürerek yabancı cisimcikleri uzaklaştıran titrek tüyler yer alıyor. Bir hafta sigara içildiğinde titrek tüyler felç oluyor. Sigara içmeye devam edilirse titrek tüyleri taşıyan hücreler dökülüyor. Solunum yolu her türlü savunmadan yoksun kalıyor. Sigara dumanından ve şehir havasından gelen yabancı cisimcikler alveolde toplanıyor, bir yabancı cisim reaksiyonuna yol açıyorlar. Bunu bir yerimizi çarptığımızda oranın şişmesine benzetebiliriz: Vücut meydana gelen tahribatı onarmak için bölgeye serum ve iltihap hücrelerini gönderiyor. Bu da balgam oluşumuna neden oluyor. Akciğerler, normal işleyişi bozan balgamı öksürük refleksi ile atmak istiyor. Vücudun ter, tükürük, gözyaşı gibi doğal (fizyolojik) salgıları var. Balgam ise doğal bir salgı değil, akciğerlerdeki tahribatın bir sonucu.  Sigarayı bıraktığımızda bir yıl içinde akciğerler kendini topluyor; tabii tahribat o ana kadar geri dönüşsüz bir noktaya gelmemişse.
 
*
 
Sorun bir sindirim yakınması ise çizerek kısaca sindirim fizyolojisinden söz ediyorum: Sindirim ağızda başlayıp midede devam ediyor. Sindirimi sorunu olmayanları anlatan bir deyişimiz var: “Taş yese öğütür”. Bu deyiş bir gerçeklik payı taşıyor; zira midemiz tuz ruhu (klorhidrik asit) salgılıyor. Tuz ruhunu mutfakta etin üzerine döksek bir süre sonra eti deler, geçer. Peki, bizim midemize neden bir şey olmuyor? Zira sindirim işlemi midenin iç yüzeyini kaplayan bir koruyucu tabakanın içinde gerçekleşiyor. Sigara içtiğimizde asit salgısı artıyor, koruyucu tabaka zayıflıyor, besinlerin mideden geçişi yavaşlıyor, nihayet mideyi yemek borusundan ayıran büzücü kas gevşiyor. Bu – şimdilerde çok güncel olan – mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasına (röflü) neden oluyor. Yemek borusunda ise midedeki gibi bir koruyucu tabaka bulunmuyor; asit burada kimyasal bir yanığa yol açıyor.
 
*
 
Sorun başka bir konu ise genel fizyolojiden söz ediyorum: Vücut hücrelerden oluşuyor. İki yıl içinde vücuttaki bütün hücreler yenileniyor. Yıkılan hücrelerin yerini yenileri alıyor. Bu oluşum hücre bölünmesi ile oluyor. Günlük hayatta yaygın olarak kullandığımız bir ifade var: “Falanca kanser oldu” diyoruz. Aslında bu ifade gerçeğin sadece bir bölümünü yansıtıyor. Aslında hepimiz zaman, zaman kanser oluyoruz. Bir başka deyişle vücudumuzun çeşitli yerlerinde hatalı bölünen hücre kümeleri oluşuyor. Bağışıklık sistemi gerektiği gibi çalıştığı sürece bu hatalı bölünmüş hücreleri yok ediyor. Bizim “kanser oldu” dediğimiz kişide saptanan, bağışıklık sisteminin yok edemediği hatalı bölünen ve bölünmeye devam eden bir hücre kümesi. Sigara, işte bu yüzden, vücudun her noktasında kanseri tetikleyebiliyor; tıpkı diğer kanserojenler gibi.
 
*
 
Hastanın ilgisi varsa sigara içenlerde bağışıklığın baskılanmasından da söz ediyorum, hastalıkların iyileşmesi gecikiyor, cilt – diğer dokular gibi – esnekliği yitiriyor. Çok içenlerde cildin rengi de değişiyor, zira kanları oksijenin yanı sıra oksitlenmiş karbonları da taşıyor.
 
*
 
Şimdiye kadar kimseye sigarayı bırakmasını söylemedim. Zira biliyorum ki, sigaranın bağımlılık yapma potansiyeli uyuşturucularla at başı gidiyor. Kimse, – kim söylerse söylesin – birisi söylediği için sigarayı bırakmaz. Ben sizden, sigarayı bırakmanızı istemiyorum. Sigara konusunda karar verebilecek tek kişi sizsiniz. Sigarayı bırakma düşüncesini bir ay boyunca zihninizde değerlendirmenizi istiyorum. Bu sürede kararınız sigarayı bırakma yönünde olursa ve bırakmakta güçlük çekerseniz bu konuda  profesyonel yardım almanız uygun olacaktır. 
 
*
 
Daha önce sigarayı bırakmaya çalışmış, bu konuda başarısız olmuş ya da bıraktıktan bir süre sonra yeniden başlamış olabilirsiniz. Bunlar hiç önemli değil. Zira bağımlılık yapma potansiyeli çok güçlü bir madde karşınızdaki. Sigara içmediğiniz 3 gün, 3 hafta ya da 3 yıl sizin kazanç hanenize yazılıyor. Pes etmek yok; yola devam.
 
*
 
Yukarıda aktarmaya çalıştığım basit formülle birçok kişiye sigarayı bıraktırdım, bıraktırmayı sürdürüyorum. Bir çok kişinin de, bu konuda kendilerine karşı dürüst olmalarına ortam hazırladım.
 
Elbette sigara konusu bu kadar basit değil. Sigara kimi zaman bir kronik intihar yolu olabilir. Bunu da gelecek yazımızda ele alalım. 
Geri Dön 431 0 06 HAZ 2016
Yorumlar yükleniyor...
 http://egprn.org/  http://vdgm.woncaeurope.org/  http://euprimarycare.org  http://euract.eu  http://globalfamilydoctor.com  http://http://equip.dudal.com/