Aile Hekimlerine “adli nöbet” tutturulması hususunda ilgili Kuruma yapılacak itirazlarınıza dayanak olmak üzere, tarafımızdan hukuki görüş bildirilmesi istenmiş olup; konuya ilişkin aşağıda ayrıntılı açıklama yapılmıştır.
Aile Hekimliğinin Pilot Uygulandığı İllerde Toplum Sağlığı Merkezleri Kurulması ve Çalıştırılmasına Dair Yönerge’nin “Görev ve Yetki” başlıklı 9. maddesinin (f) bendine göre; adli tıbbi hizmetler (ölüm raporu, defin/nakil izni), Toplum Sağlığı Merkezlerinin görevleri arasındadır.
Aynı Yönerge’nin “Adli hekimlik hizmetleri” başlıklı 16. maddesine göre Toplum Sağlığı Merkezleri; “Bölgesinde adli tıbbi hizmetleri yürütür. Adli vakaların bildirilmesi v.b. konularda aile hekimleri ile koordinasyonu sağlar ve eğitim düzenler.”
Yine Yönergenin 26. maddesine göre Toplum Sağlığı Merkezlerindeki hekimin görevleri arasında “adli ve acil hekimlik hizmeti vermek” yer almaktadır.
Yönergenin Geçici 2. maddesine göre ise; “Aile Hekimliği uygulamasına geçiş aşamasında Toplum Sağlığı Merkezleri kuruluncaya kadar bu görevler Müdürlükçe belirlenen Sağlık Ocakları tarafından yerine getirilir.” Anılan madde ile TSM olmayan yerlerde sağlık ocaklarına “adli ve acil hekimlik hizmeti” görevi yüklenmiş ise de aile hekimlerinin de bu görevi yapacaklarına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
Kaldı ki; yönergeye göre üstün hukuk normu konumunda olan Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun’daki “aile hekimi” tanımında ve Kanunun diğer maddelerinde de, aile hekimlerinin Toplum Sağlığı Merkezlerinde nöbet tutmaları gerektiğine ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Kanunun 8. maddesi ile aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının çalışma usul ve esaslarının Sağlık Bakanlığı’nca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Bu maddeye dayanılarak çıkarılan Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Yönetmeliğin “Aile Hekimlerinin Görevleri”ni düzenleyen 4. maddesinde de; “aile hekimlerinin adli hizmet nöbeti tutması” gibi bir görev yer almamaktadır.
Bununla birlikte Yönetmeliğin “Çalışma saatleri” başlıklı 11. maddesinde;
“Çalışma saatleri dışında ve resmi tatillerde, bölgedeki aile hekimleri sayısı dikkate alınarak icapçı veya aktif nöbet uygulamaları çerçevesinde hizmetin devamlılığı sağlanır.
Aile hekimi ve aile sağlığı elemanları, yangın, deprem, sel felaketi gibi olağanüstü durum ve hallerde çalışma saatleri ile bağlı olmaksızın çalıştırılabilirler.
Hizmetlerin devamlılığının sağlanabilmesi için gerekli durumlarda Bakanlık personeli görevlendirme suretiyle çalıştırılır.” hükmü yer almaktadır.
Aile Hekimliği Pilot uygulamasına geçilen illerde, aile hekimlerine adli nöbet tutturma hususunda bu madde dayanak alınmış olabilir. Ancak maddede sadece olağanüstü durumlardan söz edildiğinden, mevcut uygulamayı haklı göstermediği kanaatindeyiz.
Öte yandan Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’un 10. maddesinde; “…Ocak hekimleri yalnız kendi ocakları içinde adli tabiplik vazifesi görürler” denilerek, sağlık ocağı hekimlerince adli tabiplik vazifesi görüleceği açıkça düzenlenmiştir. Yine Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün “Adli Tabiplik Hizmetlerinin Yürütülmesinde Uygulanacak Esaslar” konulu genelgesinde, adli tabiplik hizmetlerinin büyük ölçüde Bakanlığa bağlı sağlık kuruluşlarınca yerine getirileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla İl Sağlık müdürlüklerince, anılan Genelge uyarınca adli tabiplik hizmetlerinin sağlık ocaklarınca yürütüleceği öngörülen durumlarda, Sağlık ocağında görevli aile hekimlerine de adli nöbet tutturulabileceği düşüncesiyle hareket edilmiş olabilir.
Ancak yukarıda da belirtildiği gibi Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun ve ilgili Yönetmeliğinde Aile hekimlerine “adli tabiplik hizmetleri” görevi verilmemiştir. “Adli Tabiplik Hizmetlerinin Yürütülmesinde Uygulanacak Esaslar” konulu genelgede ve diğer mevzuatta da her ne kadar Sağlık tabiplerince adli tabiplik hizmetlerinin görüleceği belirtilmiş ise de aile hekimlerinin de bu görevi üstlenecekleri açık ve net şekilde düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle Aile Hekimlerine Kanun ve Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak, görev tanımında yer almayan görevler yüklenildiği gerekçesiyle; İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve ayrıca doğrudan Sağlık Bakanlığı’na “nöbetlerin kalkması konusunda” yazılı başvuruda bulunulmasında yarar görmekteyiz. Başvurunuz üzerine, İdarenin altmış gün içinde olumlu veya olumsuz bir cevap vermesi gerekmektedir. Bu süre boyunca cevap verilmediği takdirde, talebiniz zımnen reddedilmiş kabul edileceğinden, bu tarihten itibaren altmış günlük dava açma süresi içinde İdare Mahkemeleri’nde iptal davası açmak gerekmektedir. Altmış (60) günlük dava açma süresi, idare tarafından başvurunuza cevap verilmesi halinde, bu tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
Diğer taraftan, Cumhuriyet Savcılarınca veya Mahkemelerce bilirkişilikle görevlendirilmiş kişiler, bilirkişilik görevini kabul etmekle yükümlü olduklarından, usulünce çağrıldığı halde yasal sebep olmaksızın gelmeyen veya görüş bildirmekten çekinen bilirkişiler hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu 60. maddesi uyarınca disiplin hapsi cezası uygulanabileceğini hatırlatmak isteriz. Bu nedenle, resmi bilirkişi olarak görevlendirildiğiniz takdirde; İl Sağlık Müdürlüğü’ne itirazda bulunmuş olsanız dahi, “idare Mahkemelerinden yürütmenin durdurulması kararı alınana kadar” bilirkişilik görevini yerine getirmeniz, lehinize olacaktır.
Saygılarımızla;
BAYTAN Hukuk Bürosu
Av. İlhan BAYTAN – Av. A. Demet TAŞYÜREK