Değerli Aile Hekimleri,
Aİle Hekimlerine gelir vergisi konusu gündemimize girdiğinden bu yana üzerine çeşitli tartışmalar yapılıyor. Bu konudaki görüşlerimi tebliğin kaynağı olan Gelir İdaresi Dair Başkanlığı'na da e-posta ile yolladım. Aşağıda bu mesajı ve görüşlerimi görebilirsiniz.
Tarafınızdan hazırlanan 275 nolu gelir vergisi tebliğ taslağını okudum. Konu ile ilgili görüşlerimi sizlere de iletmek isterim;
Sağlık Bakanlığı tarafından Aile Hekimlerinin çalıştıkları birimin adı olarak belirlenen Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) tebliğ taslağınızdan
anlaşıldığı kadarı ile bir tüzel kişilik olarak kabul edilmektedir.
Çünkü tebliğ taslağında denmiş ki "birden çok aile hekiminin görev yaptığı aile sağlığı merkezlerinde ise bu yükümlülük yönetici olarak belirlenen aile hekimi tarafından yerine getirilecektir"
Halbuki bilindiği üzere tebliğe konu olan gelir her bir hekime ayrı ayrı verilmektedir. Bu durumda aynı mantık izlendiğinde olması gereken ve zaten taslağın 3. maddesinde de belirlendiği şekli ile her hekimin ayrı ayrı vergi numarası alması ve sonuçta da doğal olarak sorumluluk sahibi kişi olarak işlemlerini bizzat her hekimin kendisinin yapmasıdır. Zaten taslağın ilgili maddesinde teker teker vergi kaydı yaptırmaları ve elektronik ortamda beyanname verip işlemlerini sonuçlandırmaları gerektiği belirlenmiş durumdadır.
Ancak yukarıda tebliğden alıntıladığım cümlede ise sorumluluk yönetici olarak belirlenen "aile hekimine" yüklenmektedir. Bildiğim kadarı ile başkasının sorumluluğu olarak tahakkuk etmiş bir vergi ve bununla ilgili işlemlerin takibi ülkemizde muhasebeci veya mali müşavir olarak adlandırılan meslek grubunun yapabileceği, özel bilgi, eğitim gerektiren bir iştir. Eğer bu işler "aile hekimi" adına muhasebeciler kanalı ile yapılacaksa da bu seferde “cari gider yardımı” harcama kalemlerine bir de muhasebe işlemleri gideri kalemi eklenmelidir.
Bunun yanında bir ASM deki “yönetici “ sıfatlı aile hekimi kalıcı ve devamlılığı olmayan bir pozisyondur. Her an iş değişikliği, görev yapılan mahalle, il değişikliği, görev – unvan değişikliği sebepleri ile değişebilecek bir konumdur. Hatta bu değişkenlik öylesine olabilir ki
herhangi bir bölgedeki nüfus hareketleri sonucu oradaki “aile hekimliği birimleri “ ve dolayısı ile “ASM” Sağlık Bakanlığı tarafından kısmen
ya da tamamen kapatılıp başka bir yere taşınabilir. Buda vergi ile ilgili işlemlerin aksamasına yol açabilecek kuvvetli bir olasılıktır.
Bunun yanında sorumluluk “yönetici” “aile hekimi ne yüklendiği takdirde ve beyanname verme ya da ödeme konusunda elinde olmayan, onun dışındaki sebeplerle aksama olduğunda ise tahakkuk edecek cezaların, faizlerin ödenmesi ile ilgili olarak da pek çok uyuşmazlık ortaya çıkabilecektir. Getirilmesi düşünülen düzenlemede bu konu mutlaka dikkate alınmalıdır.
Tam bu noktada ise başka bir karmaşık durum ortaya çıkmaktadır. Yukarıda da değindiğim üzere bildiğim kadarı ile Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) devlet personel ve maliye mevzuatlarında ve hatta Sağlık Bakanlığı mevzuatlarında tanımlanmış “tüzel kimliği” olan birimler değildir. Eskiden var olan ve aile hekimliği uygulaması ile ortadan kalkan “sağlık ocağı” ise bu şekilde mevzuatta yerini almış kurumlardı, belirli yetki ve sorumlulukları mevcuttu. ASM ise tamamen bir isimlendirme olup mevzuat incelenirse herhangi bir yetki ya da sorumluluğu olan bir birimide tanımlamamaktadır.
Mevzuatta Esas yetki ve sorumluluk sahibi olarak tanımlanan birim “aile hekimliği birimi ” ve burada çalışan “ aile hekimi” dır.
Zaten bu gerekçe ile de bizler Aile Sağlığı Merkezi Hekimi diye değil " Aile Hekimi " olarak adlandırılmaktayız ve her birimizin ayrı ayrı
çalışma noktamızı belirleyen birer pozisyon numaramız mevcuttur. Bu numaralar orada çalışan hekim değişse bile değişmemektedir. Yani "tüzel kişilik" olarak kabul edilebilecek kimlik imzaladığımız sözleşmelerle de belirlenmiş bu numaralı pozisyonlardır.
Ve yapılan bu tanıma bağlı olarak da bir "kamu görevlisi" olarak çalışan hekimi Sağlık Bakanlığı yani devlet, devletin vermekle yükümlü olduğu sağlık hizmetinin yürümesi amacına bağlı olarak gerekli sarf malzemesi alımları ile bulundukları binada hizmetin yürüyebilmesi için olağan günlük hizmetlerin satın alınması için “aile hekimi” unvanı ile beraber yetkilendirmiştir. Yani benim anladığım şekli ile “aile hekimi” harcama konusunda bir çeşit aracıdır, Sağlık Bakanlığı adına harcama yapan "harcama yetkilisi" kişidir. Hatta kendisine “cari gider yardımı” adı altında verilen paranın nerelere harcanabileceği tebliğ taslağında da yazıldığı gibi ilgili yönetmelikle sınırlandırılmıştır.
Bu verilen parada vatandaştan verilen hizmet karşılığı tahsil edilen ve istendiği gibi harcanabilecek bir para değildir. Aile Hekiminin bu parayı harcama alanları sınırlıdır. Bir yorum olarak bu harcama kalemleri içerisinde vergi ile ilgili bir kalem olmadığından, Aile Hekimi imzaladığı sözleşme ile kendisine devlet tarafından kamunun vergi işlemleri için yetki ve görevde verilmediğinden, tebliğde adı geçen vergi işlemlerini de yapamayacaktır.
En olası sıkıntıyı ise şu şekilde örnekleyebiliriz; 5 "aile hekiminin" çalıştığı bir binanın temizlik işleri için bir şirketle aylık 1200 TL üzerinden anlaşmaya varıldığını varsayalım. Bu durumda tahakkuk edecek muhtasar 5 e bölünebilecek mi, 5 ayrı beyanname kabul edilecek mi, bu hekimlerden 1 i beyanname ya da " kendi payına düşen vergisini vermez ise" ne olacak, nasıl bir işlem ya da yaptırım tesis edilecek gibi
sorulara da açıklık getirilmesi oldukça zordur.
ÖNERİ:
Tüm bu gerekçelerle bence tüm vergi ile ilgili işlemlerin paranın esas sahibi olan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılması daha uygun olacaktır. Böylece zaten pek çok sorumluluğu olan "kamu görevlisi" bir hekimin birde vergi - muhasebe işlemleri ile uğraşması ve risk altına girmesi de önlenmiş olacaktır. Zaten bu bugüne kadar böyle idi ve bu işler için tüm kamu kurumlarının muhasebe, mutemetlik, idari mali işler gibi bu konularda özelleşmiş, yetkilendirilmiş birimleri mevcuttur.
Bunun için hizmet alım sözleşmeleri yapıldığı ay içerisinde sağlık bakanlığı birimlerine iletilir ve bu belge üzerinden sözleşme süresince bu sözleşmeden faydalanarak hizmet alan her bir aile hekimine ödenen cari gider yardımından kesilmek üzere tebliğe konu olan vergi kesilerek, muhtasar beyannameside düzenlenerek vergi dairesine yatırılabilir.
Saygılarımla
Uzm.Dr.Cem Bilgiç
Bu yazı 27 Ağustos 2010'da Aile Hekimleri mesaj grubu "Aile"de yayınlanmıştır.