
WONCA Avrupa Bölgesi resmi Diyabet çalışma grubu olan "Primary Care Diabetes Europe (PCDE)" 6-9 Mayıs 2010 tarihleri arasında Aile Hekimliği Eğitim Araştırma Derneği (AHEAD) ile birlikte İstanbul Swissotel'de 1. Uluslararası Birinci Basamak Hipertansiyon ve Diyabet (1. Hypertension and Diabetes in Primary Care) toplantısını düzenliyor.
Çağın hastalıkları olan hipertansiyon ve diyabet, dünya çapında milyonları, sıklıkla da bir araya gelerek, etkilemekte. Dünya Sağlık Örgütü’nün vurguladığı gibi, sağlık hizmetlerinin kalitesi büyük ölçüde birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkinliği ile belirlenmektedir. Birinci basamak sağlık ekibine bu iki önemli kronik hastalığın yönetiminde koruyucu önlemler, tanı, tedavi ve izlemler bakımından büyük görev düşmektedir.
Bu toplantı hipertansif ve diyabetik bireylere sağlık hizmeti sunmaya gönül vermiş tüm birinci basamak sağlık profesyonelini hedeflemektedir. Toplantı, konu ile ilgili Türk ve uluslararası, birinci basamak ve diğer ilgili uzman kuruluşlar tarafından bilimsel olarak desteklenmektedir. Böylelikle toplantının zengin bir konu yelpazesi olan bilimsel programı; birinci basamak sağlık hizmetlerinde Hipertansiyon ve Diyabet teması ilgili olarak görev alabilen tüm sağlık çalışanları arasındaki konu uzmanları ile iş birliği içinde işlenecektir. Bilimsel program oturumları; konferans, münazara, kurslar ve poster oturumlarını kapsıyor. Ayrıca, 15 Mart 2010 tarihine kadar elektronik ortamda özet bildiri gönderme imkanı sunulmaktadır (www.ihdpc.org).
"Orada, Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki, görülmeğe değer." Bir koluyla Asya'ya, diğeriyle Avrupa'ya uzanarak iki kıtayı da kucaklayan kenti Lamartine böyle tanımlıyor.
Başkentler başkenti olarak bilinen, önce Roma, ardından Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ve kıtalara hükmederek büyük barış coğrafyaları yaratmış, Osmanlı İmpatatorluğuna başkentlik yapan İstanbul, geçmişin ihtişamını gururla korurken modern bir geleceğe doğru ilerlemektedir. İstanbul'daki çeşitlilik ziyaretçileri gerçekten büyülemektedir. Müzeleri, kiliseleri, sarayları, camileri, pazar yerleri ve doğal güzellikleri bitmez tükenmez nüanslar sunmaktadır. Boğazın kıyısında şöyle bir arkanıza yaslandığınızda, grupta kızaran renklerin karşı sahildeki evlerin pencerelerine yansımasını seyrederek, yüzyıllar öncesinde, insanların bu olağanüstü yeri neden seçtiklerini birden anlar ve İstanbul'un "dünyanın merkezindeki" şehir olduğunu hissedersiniz.
Boğaz'da bir vapur gezisi, unutulmaz anılarınız arasına girecektir. Boğaz'ın iki yakasında sıralanan her birinden ayrı bir sevda masalının sulara yansıdığı asude ve emsalsiz yalılar, 20. yüzyılda yapılan lüks villalar, Dolmabahçe, Göksu ve Beylerbeyi Sarayları, Rumeli ve Anadolu Hisarları, balıkçı köylerinden kalma izler, lokantalar, çay bahçeleri, parklar, gece kulüpleri sizi büyüleyebilir. Aynı günde Karadeniz'in vahşi sahillerinde denize girip ardından Marmara'nın sakin kıyılarında bir çay bahçesinde bir fincan kahvenizi yudumlarken belki de tarihe geçecek anılarınızı kaleme alabilirsiniz.
Eşsiz tarihi ve kültürel geçmişi ve sayısız cazibesine ilave olarak modern oteller, istisnai lokantalar, gece kulüpleri, kabareler, tarihi çarşılar ve dükkanlar İstanbul'u konferans ve kongreler için dört dörtlük bir mekan yapmaktadır.
Kente havayolu ile ulaşım için Atatürk ile Sabiha Gökçen Havalimanları mevcuttur.
Kentin Türkiye'deki önemli merkezlere uzaklığı şöyledir: Adana 939, Hatay 1171, Ankara 454, Antalya 724, Bursa 243, Edirne 227, Diyarbakır 1372, Gaziantep 1136, İzmir 565, Konya 663, Kayseri 770, Samsun 733, Trabzon 1079 km.
Kent içi ulaşım
İlde kent içi ulaşımda kullanılmak üzere İETT tarafıdan işletilen metro, tramvay, metrobüs otobüslerin yanında dolmuş ve İDO tarafından işletilen deniz otobüsleri ve feribotlar da kullanılmaktadır. Dolmuş hariç diğer şehir içi ulaşım araçlarında akbil veya istanbulkart ile iki saat içinde 5 kereye kadar %50 indirimli aktarma yapılabilir. Kentte dokuz adet raylı sistem hattı vardır.
İstanbul mutfağı, Dünyanın önde gelen mutfaklarındandır. İmparatorluk başkenti olan kente ülkenin her yanından gelen malzemeler, ustalar, tarzlar, ve lezzetler Osmanlı Türk mutfağının ortaya çıkmasına neden olmuştur. İmparatorluk mutfağının devamı olan ve yeni tatlara açık olan Osmalı mutfağı her gün zenginleşmektedir.
İstanbul, geleneksel Türk lokantaları ile birlikte, Avrupa ve Uzak Doğu'lu birçok restoran ve diğer mutfakları bünyesinde barındırmaktadır. Kentin en önemli meyhane ve barları şehrin en canlı yerlerinden biri olan Beyoğlu ilçesindeki İstiklal Caddesi'nde toplanmıştır. 1876 yılında açılan Çiçek Pasajı, pekçok tarihi meyhane, bar ve restoranı içerisinde bulundurmaktadır. 1870 yılındaki büyük Beyoğlu yangını sonucu yanarak yıkılan Naum Tiyatrosu'nun yerine Hristaki Zografos Efendi tarafından inşa ettirilmiştir. Rum Cleanthy Zanno'nun mimarlığında yeni bir tip çarşı binası olarak Cité de Péra adıyla açılmıştır.
Diğer tarihi bar ve kahvehaneler Tünel Pasajı çevresindeki alanlarda ve Asmalımescit Sokağı yakınlarında bulunur. İstiklal Caddesi çevresindeki bazı tarih mahalleler farklı şekillerde yeniden restore edilmiştir. Galatasaray Lisesi yakınlarındaki Cezayir Sokağı'nda resmi olmayan adıyla bilinen La Rue Française de (Fransız Sokağı) frankofon barlar, kafeler ve canlı müzik dinletisi sunan restaronlar bulunmaktadır.
İstanbul da tarihi balık lokantalarıda oldukça ünlüdür. En popüler balık lokantaları genellikle Boğaz'da ve şehrin güneyindeki Marmara Denizi kıyılarındadır. Ayrıca Marmara Denizi'ndeki en büyük Prens Adaları (Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada) ve İstanbul Boğazı'nın kuzey girişinde bulunanAnadolu Kavağı'da tarihi balık restoranlarıyla ünlüdür.
Aşağıdakilerin en azından ikisini yapmadan dönmeyin
İstanbul'un dini mimari şaheserlerinden Süleymaniye Camiini ve Sultanahmet Camiini görmeden,
Ayasofya ve Kariye Müzesi'ni ziyaret etmeden,
Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı ve Rumeli Hisarını gezmeden,
Boğaz'da ve adalarda vapur gezisi yapmadan,
Galata Kulesinden ve Pierre Loti'de İstanbul manzarası seyretmeden,
Sanat ve kültür etkinliklerini izlemeden,
Eğlence hayatını merak edip, görmeden,
Ortaköy pazarına uğramadan,
Büyükadada fayton turu yapmadan,
Boğazda, Kumkapıda, çiçek pasajında balık, Kanlıcada yoğurt, Beyoğlunda profiterol yemeden,
Kapalıçarşı'yı gezmeden, Mısır Çarşısında lokum, baklava, pastırma, şekerleme almadan
Beyoğlunda gezmeden
İstanbul'da alışverişe başlamak için en iyi yer şehrin eski kısmındaki Kapalı Çarşı'dır. Labirent tarzı sokaklarda ve geçitlerde 4000'i aşkın dükkan bulunmaktadır.
Eminönü'ndeki Yeni Cami'nin yanıbaşındaki Mısır Çarşısı veya Baharat Pazarı kişiyi mistik doğunun hayal alemine götürür. Tarçın, kimyon, safran, nane, kekik ve sayılabilecek diğer birçok ot ve baharatın baştan çıkarıcı kokusu havaya yayılır. Şehrin eski bölgesindeki Sultanahmet de ayrı bir alışveriş ziyaretgahı haline gelmiştir.
Taksim - Nişantaşı - Şişli semtlerindeki seçkin dükkanlar pazar yerlerindeki kargaşanın tam tersini yansıtır. İstiklal, Cumhuriyet ve Rumeli Caddelerinde, Türkiye'nin yüksek kaliteli tekstillerinden üretilen şık modelleri satan dükkanlar zevkle ve rahatça gezilir.





