TAHUD 2. Ulusal Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi Sempozyumu Bildirgesi
Değerli Üyelerimiz,
T.C. Sağlık Bakanlığı'ndan Müsteşar Yardımcısı , Aile Hekimliği Daire Başkanı ve Tıpta Uzmanlık Kurulu Sekreteri,WONCA Avrupa Bölgesi Genel Sekreteri, Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (TTB-UDEK) Başkanı, Aile Hekimliği Akademisi Derneği Başkanı, Türkiye Aile Hekimliği Yeterlik Kurulu Üyeleri, Bazı Tıpta Uzmanlık Dernekleri Başkanları, Üniversitelerdeki Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanları, Eğitim ve Araştırma Hastanelerindeki Aile Hekimliği Klinikleri Eğitim Sorumluları, TAHUD Adına Uluslararası Kuruluş Temsilcileri’nin katıldığı “Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği( TAHUD) 2. Ulusal Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi Sempozyumu” bildirgesine ve sempozyum raporuna ekteki dosyalardan ulaşabilirsiniz.
Sempozyum Bildirgesindeki Önerilemiz;
Önerilerimiz
Aile hekimliğine geçiş dönemi bitiş tarihi resmi olarak ilan edilmelidir.
WONCA Avrupa Bölgesi resmi bir değişim tarihinin olmasını, Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitiminin en azından yarısının Birinci Basamakta yapılmasının sağlanmasını, Birinci Basamakta eğitim merkezlerine ve eğiticilere yatırım yapılmasını, pratisyen hekimlerin yeniden eğitimi ile ilgili ikinci aşama eğitim planlarımızı gözden geçirmemizi ve Üniversite anabilim dalları ile Birinci Basamak uygulama ortamları arasında sıkı bağlar kurulmasını tavsiye etmiştir.
Sağlık Bakanlığı da geçiş dönemi bitiş tarihinin belirlenmesi gerektiğini kabul etmiş ve 663 sayılı Kararnamede yer alan 2020 tarihinin bununla ilgili olduğunu dile getirmiştir.
Sağlık Bakanlığı Kararname ile düzenlenen yeni “uzmanlık modeliyle” ilgili olarak, önceliğin mevcut AH Uzmanlık Eğitiminde olduğunu ifade etmiştir. Eğer alışıldık (mevcut) Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi yoluyla makul bir süre içinde yeterli (hedeflenen) AH uzmanı sayısına ulaşılabilirse, ikinci yola ihtiyaç olmayacağı Bakanlık yetkilileri tarafından açık bir şekilde dile getirilmiştir. Mutad Aile Hekimliği Uzmanlık yolunun örselenmemesi-zedelenmemesi gerektiği, eğer orada bir zedelenme-örselenme olursa Kararnamede tanımlanan yeni “modeli” hayata geçirmeyecekleri vurgulanmıştır. Kararnamedeki Geçici 9. Maddenin “aile hekimliği uzmanlık eğitiminin bu şekilde de yapılabileceği” anlamına geldiği, bunun bir ruhsat olduğu ve verilen her ruhsatın mutlaka kullanılması gerekmediği ifade edilmiştir.
Tıpta Uzmanlık Kurulunun görevlerinden birisi, tıp uzmanlık alanlarında insan gücü planlaması konusunda görüş bildirmektir. TUK bu konuda önceliği mevcut AH Uzmanlık Eğitimine vermelidir. Tam zamanlı eğitimin gereklerini yerine getiremediğimiz bir ortamda yarı zamanlı eğitimin amacına ulaşmayacağı açıktır. Öncelikli sorunumuz “alternatif uzmanlaşma yolları” aramak değil, mevcut Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi için AH uygulama eğitiminin koşullarını sağlamaktır. Aile hekimliği anabilim dallarımız ve aile hekimliği kliniklerimiz yıllardır bunu beklemektedir.
Birinci Basamakta eğitim ortamlarının oluşturulması yeni kanun (Kararname) ile Tıpta Uzmanlık Kurulu’na verilen bir görevdir aynı zamanda. Hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın TUK ilk iş olarak bunu ele almalıdır. Sempozyuma katılanların önerisi ise önce Birinci Basamakta eğitim ortamlarının oluşturulması, üniversite anabilim dallarına eğitim aile sağlığı merkezlerinin verilmesi, bu merkezlerin eğitim için gerekli niteliklerinin tanımlanması, saha eğiticilerinin belirlenmesi ve eğitilmesiyle başlanmasıdır. TUK “alternatif uzmanlaşma yolunun” çerçevesini belirlemek yerine öncelikle bunların üzerinde yoğunlaşmalı ve tüm bu konularda akademik aile hekimliği birimlerine söz hakkı vermelidir. Aile hekimliği akademik birimleri ısrarla bu konuda hazır olduklarını vurgulamıştır.
Saha eğitimi olarak da tanımladığımız Aile Hekimliği uygulama eğitiminin doğru anlaşılması gerekmektedir. Saha eğitimi demek aile hekimlerinin gidip herhangi bir BB kurumunda kendi kendilerine çalışması demek değildir. Bizim sahamız aile hekimliği klinikleridir. Ancak Aile Hekimliğinin özelliğinden dolayı AH klinikleri hem üniversite ya da eğitim araştırma hastanesi ortamlarında hem de birinci basamakta olabilir. AH anabilim dalları ve AH klinikleri kendilerine ait bir aile hekimliği merkezinde yine kendilerine bağlı bir nüfusun olmasını, buralarda AH akademisyenlerinin ve hocalarının gözetiminde AH asistanlarının hasta bakabilmelerini istemektedir.
Aile hekimliği merkezlerinin bir eğitim yeri olarak kullanılabilmesi için bazı koşulların sağlanması gereklidir. Hepsinden önce yeterli mekan/yer olmalıdır. Eğitim verilen AH merkezinin iş yükü artırılmamalı, tersine öğrenci olduğu için azaltılmalıdır. Çünkü öğrenci orada öğrenmek için vardır ve eğitici aile hekiminin öğrenciye zaman ayırması gerekir.
AH akademik birimleri tüm kısıtlılıklara karşın asistanlarına AH uygulama eğitimi vermeye çalışmaktadır. Bu konuda birikimleri ve deneyimleri vardır. Eğer saha eğitimi eksik ve güdük kalmışsa bunun nedeni kendilerinin alan eğitimini bilmemeleri ya da yapmak istememeleri değildir. Bunun nedeni Bakanlığın bugüne kadar kendilerine gerçekten birinci basamak ortamlarında çalışma fırsatı tanımamış olmasıdır.
Sağlık Bakanlığı yeni düzenleme ile bunun yolunun açıldığını ve bu konuda her türlü desteği anabilim dallarına vereceklerini ifade etmiştir. Üniversitelerdeki anabilim dallarına Sağlık Bakanlığı kadrosunda istedikleri kadar asistan vermeyi taahhüt etmiştir.
Üniversite-saha birlikteliğinin sağlanması yalnızca akademik birimlere uygulama ortamı verilmesiyle olmaz; uygulamadaki aile hekimliği eğiticilerinin de üniversiteyle işbirliği içinde Aile Hekimliği eğitimine katılması gerekir. Bu eğiticilerin yetiştirilmesi sorumluluğu üniversitelerde ve uzmanlığın kendisinde olmalıdır. Üniversitelerdeki Aile Hekimliği anabilim dallarıyla Sağlık Bakanlığına bağlı uygulama merkezleri eşleştirilebilir.
On yılı aşan bir süredir ülkemizde yapılmakta olan EURACT (Avrupa Aile Hekimliği Eğiticileri Akademisi) Aile Hekimliği Eğitici Eğitimleri bu konuda önemli bir temel oluşturmuştur. AH uygulama eğitimine yönelik bu kurslara katılan 200’den fazla AH Uzmanı eğiticimiz vardır. Bu sayı kısa sürede hızla daha yukarılara çıkarılabilecektir. Bakanlığın bu konuda AH akademik birimlerini desteklemesi beklenmektedir.
Önümüzdeki süreçte Sağlık Bakanlığının TAHUD ve akademik birimlerle ilişkileri sıcak tutması, yapılması gerekenleri birlikte tartışarak karar vermesi beklenmektedir. Diyalogun artırılması, alanımızla ilgili tüm karar süreçlerinde mutlaka görüşlerimizin alınması ve bunun da uzmanlık derneğimiz TAHUD üzerinden yapılması temel dileğimizdir. Aile hekimliğine (AH) geçiş, belli bir zamanda aile hekimliğinin bir uzmanlık alanı olduğunun benimsenmesi ve aile hekimliği uygulaması yapabilmek için özgün bir uzmanlık eğitiminin gerektiği kararının verilmesi demektir.
Uluslararası deneyim aile hekimliğine geçişin iki temel yaklaşımla gerçekleştiğini göstermektedir: Doğrudan ya da bir geçiş dönemi stratejisiyle.
Geçiş dönemi stratejisi benimseyen ülkemizde pratisyen hekimler için planlanan yeniden eğitim programı Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi olmayıp geçiş döneminde Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak çalışabilmenin önkoşuludur.
Geçiş dönemi uygulayan ya da uygulamayan hiçbir ülke, geçiş dönemi sırasında aile hekimi olarak çalışmaya başlayan ancak uzmanlık eğitimi almamış hekimlerin hepsini mutlaka uzman yapma gibi bir strateji uygulamamıştır.
663 sayılı Kararname ile getirilen yeni yasal düzenleme ikinci bir “aile hekimliği uzmanlık yolunu” tanımlamaktadır.
Sağlık Bakanlığı “yarı zamanlı uzmanlık eğitimi modelini” ülkenin ulaşmak istediği hedeflere mümkün olduğu kadar kısa sürede ulaşabilmesi için mecbur kalınan ama çok da istenmeyen bir yöntem olarak görmektedir.
Aile Hekimliği uzmanları Kararnamede çerçevesi çizilen “yarı-zamanlı uzmanlık eğitimi modelini”, tıp literatüründe yer alan ve dünyada bazı ülkelerde uygulanmış ve uygulanmakta olan tıpta uzmanlık eğitiminde yarı-zamanlı programlar arasında görmemektedir.
Kararnamedeki yeni düzenleme ile mevcut Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitiminden farklı ikinci bir “uzmanlaşma yolu” tanımlanmıştır. Aynı tıp alanında iki farklı müfredatla iki farklı uzmanlık eğitimi eşitliğe aykırıdır, etik değildir.
Yeni “uzmanlık modelinde” sözleşmeli olarak çalışan pratisyen aile hekimlerine, hala çalışmakta oldukları aile sağlığı merkezinden ayrılmadan, bir yandan kendi nüfusuna bakmayı sürdürürken diğer yandan “uzmanlık eğitimi” verilmesini öngörmektedir.
WONCA’ya göre uzmanlık eğitimlerini yarı zamanlı yapan asistanlar eğitimde olmadıkları zamanda gelir getirici işte çalışamazlar.
Aile hekimliğine geçiş dönemi bitiş tarihi resmi olarak ilan edilmelidir.
WONCA Avrupa Bölgesi resmi bir değişim tarihinin olmasını, Birinci Basamakta eğitim merkezlerine ve eğiticilere yatırım yapılmasını ve Üniversite anabilim dalları ile Birinci Basamak uygulama ortamları arasında sıkı bağlar kurulmasını tavsiye etmiştir.
Sağlık Bakanlığı da geçiş dönemi bitiş tarihinin belirlenmesi gerektiğini kabul etmiş ve 663 sayılı Kararnamede yer alan 2020 tarihinin bununla ilgili olduğunu dile getirmiştir.
Sağlık Bakanlığı önceliğin mevcut AH Uzmanlık Eğitiminde olduğunu ve eğer mevcut Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi yoluyla makul bir süre içinde yeterli (hedeflenen) Aile Hekimliği uzmanı sayısına ulaşılabilirse, ikinci yola ihtiyaç olmayacağını ifade etmiştir.
Tıpta Uzmanlık Kurulu önceliği mevcut Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimine vermelidir. Tam zamanlı eğitimin gereklerini yerine getiremediğimiz bir ortamda yarı zamanlı eğitimin amacına ulaşmayacağı açıktır.
Öncelikli sorunumuz “alternatif uzmanlaşma yolları” aramak değil, mevcut Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi için AH uygulama eğitiminin koşullarını sağlamaktır. Aile hekimliği anabilim dallarımız ve aile hekimliği kliniklerimiz yıllardır bunu beklemektedir.
Aile Hekimliği Uygulama Eğitimi (saha eğitimi) demek aile hekimlerinin gidip herhangi bir birinci basamak sağlık kuruluşunda kendi kendilerine çalışması demek değildir. Aile Hekimliği anabilim dalları ve Aile Hekimliği klinikleri kendilerine ait bir aile hekimliği merkezinde yine kendilerine bağlı bir nüfusun olmasını, buralarda AH akademisyenlerinin ve hocalarının gözetiminde AH asistanlarının hasta bakabilmelerini istemektedir.
Eğer şimdiye kadar Aile Hekimliği saha eğitimi eksik ve güdük kalmışsa bunun nedeni, Aile Hekimliği Akademik birimlerinin alan eğitimini bilmemeleri ya da yapmak istememeleri değildir. Bunun nedeni Bakanlığın bugüne kadar kendilerine gerçekten birinci basamak ortamlarında çalışma fırsatı tanımamış olmasıdır.
Üniversite-saha birlikteliğinin sağlanması yalnızca akademik birimlere uygulama ortamı verilmesiyle olmaz; uygulamadaki aile hekimliği eğiticilerinin de Üniversiteyle işbirliği içinde Aile Hekimliği eğitimine katılması gerekir. Bu eğiticilerin yetiştirilmesi sorumluluğu üniversitelerde ve uzmanlığın kendisinde olmalıdır.
Önümüzdeki süreçte Sağlık Bakanlığının TAHUD ve Aile Hekimliği akademik birimleriyle ilişkileri sıcak tutması, yapılması gerekenleri birlikte tartışarak karar vermesi beklenmektedir. Diyalogun artırılması, alanımızla ilgili tüm karar süreçlerinde mutlaka görüşlerimizin alınması ve bunun da uzmanlık derneğimiz TAHUD üzerinden yapılması temel dileğimizdir.