Dr. Şükran EMMUNGİL
Saat 2… Karantina nöbetinde tatlı Sabah’ın benden istediği yazıyı yazarken sabahı bekliyorum. Asistanlığımın bitmesine 3 ay kalmış, tez desen yarı yolda bile kalamamış, sınav desen kitap yüzü açılamamış, angarya desen gırla yapılmışken, tüm asistanlık hayatımın yükü omuzlarıma çökmüşken merhaba diyorum hepinize…
Aile hekimliğinde olmayı çok seviyorum, Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesinde de olmayı da çok seviyorum ancak bu kadar güzel insanlarla, bu kadar güzel bir bölümde, güzel bir bugünümüzün ve yarınımızın olmadığını ve olmayacağını düşünmek beni üzüyor.
Güzel bir dünümüz var mı diye düşünürken, asistanlığa başlarken ilk rotasyonum olan kadın doğumda boşa geçen zamanlarımı, ameliyatlarına girmediğim doğumlarını yaptırmadığım hastalar için yazdığım yüzlerce epikriz belgesini, bir doğum yaptırmayı hak etmek için bağladığım onca NST yi sabah en çömezle başladığım ve en kıdemliyle bitirdiğim yüzlerce viziti düşünüyorum. Doğumhaneye adım attığım ilk gün “merhaba” beklerken “siz de bizim kadar döner alıyorsunuz tabi ki epikriz yazacaksınız” sözüyle ortada dona kalışımı ve sonrasında defalarca düşündüğüm ancak bir türlü başaramadığım fakat şimdi bile düşünmeye devam ettiğim ilk istifa fikrimin belirmesini hatırlıyorum, güzel mi?!
Yine düşünürken güzel bir dünümüz var mı diye, acil dahiliyede daha ilk nöbetlerde yalnız kalışlarımı, tek başıma yaptığım resüsitasyonları, poliklinikten gelip devraldığım “sıkıntı yok” denilen serviste, 15 dakika sonra exin başında resüsitasyonda olmamı hatırlıyorum. Her ne hikmetse tek başıma serviste hep Cuma/Pazarlara denk gelen nöbetlerimi tutarken acil diyaliz gereken hastayı nefrologa danışmamı onun da “beni aile hekimi değil dahiliyeci arayacak ne hakla sen beni ararsın” şeklindeki kaprislerini hatırlıyorum, güzel mi?!
Çocuk rotasyonumdaysa daha fazla kalmak istediğim ve çok şey öğrendiğim sağlam çocuk polikliniğinden başka servislere çekilişimi, sürekli piyon gibi eksik yerlerde çalıştırılmayı, 112 deki pratisyen hekimin tek başına nakletmeyi kabul etmediği hastanın yanında çocuk asistanı gibi görünmemin istenmesini ve pratisyen hekimin güvenini sağlayıp ambulans naklini gerçekleştirmemi anımsıyorum, güzel mi?!
Psikiyatri rotasyonumda 10 dakikada bir verilen randevularda hasta listesini yetiştirmeye çalışmamı anımsıyorum, güzel mi?!
Ve tüm rotasyonlarda ortak sorun, yapılan hataların aile hekimlerine yüklenmesini “ne de olsa aile hekimi” denmesini ancak aynı hatanın o branşın asistanı tarafından yapılınca görmezden gelinişini anımsıyorum, güzel mi?!
Ve cerrahi rotasyonum biterken dermatoloji ve KBB rotasyonunu planlanma hatası nedeniyle asistan yokluğundan yapamazken, onun yerine kıdemli asistan olduğum halde hala kapı nöbetlerini, bayram nöbetlerini, hafta sonu nöbetlerini tutma gerçeğiyle karşı karşıyayım.
Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesi aile hekimliği, birçok yerdeki aile hekimliklerinin en iyisi olarak biliniyor. Nöbet sayımız sabit altı olup biri karantinada tutuluyor. Son 2 yıldır döner sermaye ortak havuzdan alınıyor. Aile hekimleri her branşta polikliniklerin ve servislerin nöbet yükünü azaltmışken, aile hekimlerinin hastanenin yükünü sırtlandıklarını görmeyip hastanenin kamburu olduğunu düşünen zihniyet hala değişmiyor. Klinik şeflerinin bile bakış açısı bu olduğu sürece geleceğe yönelik tablo giderek umutsuzlaşıyor.
Eğitim amaçlı geldiğimiz bu hastanede aile hekimliğini uygulayacağımız bir alan maalesef ki yok. Yaşadığımız sorunların bir nedeni de bu… Her rotasyon sonrasında birçok şey öğrendiğimizi düşünüyorum ancak bu bilgilerin kalıcı olması için aile hekimliğinde hangi bilginin bize nasıl gerekeceğini anlayabilmek için saha uygulaması, aile hekimliği poliklinik uygulamaları şart…
Hep sorunlardan bahsedip canınızı sıktım daha umutlu bir tablo çizmeyi öyle çok isterdim ki…
Çözüme yönelik naçizane fikirlerimse şunlar:
1. Müfredat belirlenmeli, uygulanmalı. Yani hangi bilgiyi ne kadar ve nasıl öğreneceğimiz saptanmalı.
2. Aile hekimliği polikliniği ve saha uygulamaları olmalı.
3. Gereksiz angaryalar ve her rotasyonda kıdemsiz asistan olarak sayılmamız engellenmeli ve rotasyonlardaki kıdemlilerce suistimaller önlenmeli.
4. Şeflikler olmalı ve aile hekimliği asistanları rotasyonları esnasında yalnız bırakılmamalı.
5. Servisteki angaryalar nedeniyle engellenen kongrelere, panellere ve konferanslara katılma imkanı arttırılmalı.
6. Aile hekimliği uzmanlığı derneği ve aile hekimliğinin geleceği konusunda söz sahibi olan camiamızın önde gelenleri, geleceğimize yönelik kararlar alırken daha geniş bir çerçevede düşünmeli ve bunun sorumluluğunu hissetmeli.
7. Aile hekimliği uzmanlığı konusunda halk bilinçlendirilmeli ve bu konuda medyadan destek alınmalı.
Bu görüşler naçizane benim kişisel deneyimlerimden edindiğim tecrübelerdir, bunların yanında diğer aile hekimi arkadaşlarım da farklı bölgelerde ve hastanelerde yaşadıkları sorunları ve deneyimleri daha çok dile getirirse ortak bir çözümün ortaya konması daha kısa vadede olacak ve bizden sonra gelecek arkadaşlarımızın önü açılacaktır diye düşünmekteyim.
Sürçü lisan ettiysem affola…
Dr. Şükran EMMUNGİL
Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi
3. yıl Asistan Doktor